Doktorumuza Danışın
   
İsim
e-mail
Telefon
Sorunuz
 

 

Orta Kulak İltihabı (Otitis Media)

Otitis media nedir ?

Otitis media, orta kulak iltahabı demektir. Orta kulakta çeşitli nedenlere bağlı olarak infeksiyon gelişmesi sonucunda olur. Bir veya her iki kulakta da olabilir. Doktora götürülen çocuklarda en sık tanı konulan hastalık budur. Ayrıca çocuklarda görülen işitme kaybının en sık görülen sebebidir.
Çoğunlukla çocuklarda görülmekle birlikte, ara sıra erişkinler de bu hastalığa yakalanabilir. Sıklıkla kış aylarında veya ilkbahar mevsiminin ilk aylarında görülür.

Önemli midir ?

Evet, önemlidir, çünkü ciddi kulak ağrısı ve işitme kaybına yol açabilir. İşitme kaybı, özellikle çocuklarda, öğrenme kapasitesinin azalmasına ve konuşmanın gecikmesine neden olabilir. Bununla birlikte,uygun şekilde ve erken tedavi edilirse, işitme genellikle tamamen düzelir.
Otitis media'nın diğer bir tehlikesi, infeksiyonun beyin ve iç kulak gibi komşu yapılara yayılma riskidir. Bu durumda, otitis media'nın belirtilerini tanımak ve erken tedavi için doktora başvurmak oldukça önemlidir.

Kulağımız nasıl çalışır ?

Dış kulak çevredeki sesleri toplar. Orta kulak fındık boyutlarında, havayla dolu bir boşluktur ve dış kulaktan kağıt inceliğinde bir zar ile ayrılır. Kulak zarına üç tane küçük kulak kemikçiği tutunmuştur. Ses dalgaları kulak zarını titreştirdiğinde, kemikçikleri de hareketlendirir ve bu şekilde ses içkulağa iletilir. İç kulak titreşimleri elektrik sinyallere dönüştürerek beyine yollar.
İç kulak ayrıca dengenin korunmasında rol oynar. Sağlıklı bir orta kulakta dış ortamdaki atmosfer basıncına eşit miktarda basınç bulunur. Bu şekilde serbestçe titreşme gerçekleşebilir. Hava, orta kulağa östaki borusu yardımıyla gelir. Östaki borusu genzimiz ile orta kulak arasında bulunan, orta kulağın havalanmasını sağlayan tüp şeklinde bir oluşumdur. Esnediğimizde veya kulağımızda hafif bir patlama sesi duyduğumuzda, östaki borumuz, basıncı dengeleyebilmek için orta kulağımıza hava göndermiş demektir.

Neler Otitis Media'ya sebep olur ?

Nezle, grip, alerji veya üst solunum yolu infeksiyonları esnasında östaki borumuz tıkanır ve kulak zarı arkasında bakteri ve virüsleri içeren sıvı birikimine yol açar. Bu infeksiyona akut otit, akut otitis media veya orta kulak iltahabı adı verilir. İltahabın birikmesi basınç artışına ve bu da kulak ağrısına yol açar. Ayrıca kulak zarında kızarıklık ve bombeleşme oluşur. Kulak zarı bu durumda uygun şekilde titreşemeyeceği için hastanın işitmesi azalır.
Bazen kulak zarı delinir ve iltahap kulaktan dışarıya akar. Ama daha sık, iltahap veya yoğun birikinti, östaki borusunun çalışmaması nedeniyle orta kulakta kalır. Bu duruma efüzyonlu otit, efüzyonlu otitis media veya orta kulakta sıvı birikimi adı verilir. Akut infeksiyon geçtikten sonra, birikinti orta kulakta kalır ve bir kaç hafta, ay ve hatta yıl bile sürebilir ve kronikleşebilir. Bu durum sık infeksiyon tekrarları ile kendini gösterebilir ve zamanla işitmenin daha da kötüleşmesine yol açabilir.

Belirtiler Nelerdir ?

Bebek ve küçük çocuklarda :

Kulağını çekmesi veya kaşıması, özellikle aşağıdakilerle birlikteyse,

1. işitme problemi
2. ağlama, huzursuzluk
3. ateş
4. kusma
5. kulak akıntısı

Büyük çocuklar, ergenler ve erişkinlerde :

1. kulak ağrısı
2. kulakta dolgunluk ve basınç hissi
3. işitme problemi
4. baş dönmesi, denge kaybı
5. bulantı, kusma
6. kulak akıntısı
7. ateş

Erken ve etkin tedavi uygulanmadığı durumlarda, kulak infeksiyonu kronikleşebilir ve kalıcı işitme kayıplarına neden olabilir.

Doktorun muayenehanesinde neler yapılacak ?

Muayene esnasında doktor, otoskop adı verilen ve kulağı değerlendirmeye yarayan bir alet kullanacaktır. Bu şekilde kulak zarındaki kızarıklık ve/veya kulak zarı arkasındaki sıvı birikimi ve karakterini görebilecektir. Kulak zarındaki hareket azlığı ve kızarıklık kulak infeksiyonu varlığını gösterir.

Bundan başka, uygulanabilecek iki test ile yardımcı bilgiler edinilebilir İşitme testi (Odiogram) ile işitme kaybının ne derecede ve hangi frekanslarda olduğunu belirlememizi sağlar.
Timpanogram (Basınç testi), östaki tüpünün çalışıp çalışmadığını ve kulak zarının hareketli olup olmadığını belirler.


Çocuk sinüzitleri aslında yaygın olarak bilinmeyen fakat uygulamada sık karşılaştığımız özellikli bir koşuldur. Sadece tanı ve tedavisindeki güçlükler nedeniyle değil fakat göz ve kafa içi yayılmalarına yol açma riski nedeniylede erişkin sinüzitlerinden farklılık gösterirler. Uzamış üst solunum yolu enfeksiyonlarında hemen daima sinüslerinde tutulduğu söylenebilir.
Sık rastlanılan bir belirtisi de inatçı öksürüklerdir. Çocuk sinüzitlerinin tanısı günümüzde endoskopik muayene ile konulur, sinüs grafisine çoğu kez gerek yoktur. Sık tekrarlayan bu inatçı koşul çocuk hekimlerinden çok bu konuda ağırlıklı çalışan bir KBB Uzmanının yaklaşımını gerektirir. Çocuk sinüzitlerinin tedavisi uzunca sürebilen tıbbi tedavi ile yapılır. Eğer geniz eti (adenoid ) sinüslerin temizlenmesini engelleyecek durumda görülürse ameliyatla uzaklaştırılması gerekebilir. Geniz eti ameliyatı sinüsleri rahatlatmakla birlikte bazı koşullarda sinüzit tekrarlamalarını önleyemeyebilir. Çocuklarda endoskopik sinüs cerrahisi ise bazı özel koşul ve komplikasyonlarda sık olmayarak uygulanan ve özel araçlar ve ileri eğitim gerektiren bir tekniktir.

Çocuk horlamalarının en sık sebebi geniz boşluğunu dolduran adenoid kitlesi ve/veya büyük bademciklerdir. Bu koşul özellikle uykuda soluk tutma atakları ile beraberse küçümsenmemeli ve mutlaka araştırılmalıdır.

Halk arasındaki yaygın inanışın aksine bademcik ve geniz eti (tonsil-adenoid) ameliyatları basit kabul edilmemelidir. Bu ameliyatlar teknik olarak basit gözükebilir fakat uygun donanım ve koşullarda yapılması gereklidir, genel anestezi altında ve gelişmiş ameliyathanelerde yapılması önerilir.

Yanlız başına büyük bademciklerde eğer solunum ve beslenme engellemesi yok ise genellikle ameliyat gerekmez. Üst üste 2 senedir çok sık (senede 5-6 kez ) enfeksiyonlara yol açmış yada komplikasyonlara götüren bademciklerde ise ameliyat kararı yaygın bir görüştür.

Bademcik ve geniz eti ameliyattan sonra tekrarlar mı ?

Bu soru neredeyse tüm anne ve babalarca sorulmaktadır. Genel olarak söylemek gerekirse bademcik dokusu kendisini sınırlayan kapsülü ile beraber tamamen çıkarılabildiği için tekrarlamaz , geniz eti ise iyi sınırlanmış bir doku değildir çıkarılması sırasında kalabilecek küçük parçalar yeniden büyüyebilir fakat olguların pek azında bu tekrarlama eskisi kadar belirgin hale gelerek yeni bir ameliyata sebep verebilir. Bu yüzden uygulamada tekrarlama endişesi yaşamak gereksizdir.

Bademcik ve geniz eti ameliyatlarının en önemli komplikasyonu kanamadır. Kanama ameliyat sonrası ilk haftalık süre içerisinde olabilir. Bu yüzden bu süre içerisinde çocuklara sıcak olmayan ve yumuşak-sulu besinler önerilir. Taburcu edildikten sonra görülecek taze kanamalarda mutlaka doktorun haberdar edilerek hastaneye geri dönülmesi gerekir.

Halk arasında beta mikrobu olarak bilinen " beta-hemolitik streptokok"lara bağlı bademcik iltahapları kuramsal olarak kalp kapakcıkları ve böbrek komplikasyonlarına yol açabildiği için, boğaz kültürlerinde ürediği zaman ailelerde panik havasına varan ciddi endişelere yol açmaktadır. Oysa bu ciddi komplikasyonların sosyo-ekonomik koşulların gelişmesi ile giderek azaldığı söylenebilir. Her beta-hemolitik streptokoksik infeksiyon böylesi komplikasyonlara götürmez. Genellikle 3 ila 5 yaşlar arasında geçirilen enfeksiyonlarda komplikasyon riski tepe yapar. Romatizmal ateşe yol açmayan olgularda telaşeye gerek yoktur. Bu olgularda günümüzde çocuk hekimleri tarafından iyi bir şekilde tedavi edilebilmektedirler.

Orta kulakta sıvı birikimi ile kendini gösteren, işitme kaybına yol açabilen "seröz otit" denilen kulak sorunu özellikle kulaklara tüp takma işlemi (grommet uygulaması) gerektirdiğinde ailelerin çoğunda ciddi endişelere yol açmaktadır. Aslında uygun donanım altında kulaklara tüp takılması teknik olarak ve hasta konforu açısından zor bir girişim değildir. Burada önemli nokta operasyon kararından önce KBB Uzmanının yeterli bulacağı bir süre çocuğun izleniminin aksatılmamasıdır. Böylelikle gereken zamanda doğru karar alınması ile kötü sonuçlara yol açabilecek bir gecikme önlenmiş olunur.

Dış kulak yolu temizliğinin her banyodan sonra yapılması gereksizdir. Ayrıca çoğu kez bu işlem mevcut birikimin içeri doğru itilmesine yol açmaktadır. Gerçekten temizlenmesi gereken birikimler klinik belirtilere yol açanlardır ve bu işlem günümüzde bir uzman tarafından mikroskopik bakış altında dış kulak yolunun vakumla temizlenmesi ile yapılabilir.

Boyunda rastlanılan bezeler çocuklarda sıkça görülür ve çoğu kez geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlıdır. Beta hemolitik streptokoklarda sıkça boyundaki lenf bezelerinin şişmesine yol açarlar. Genellikle çok sayıda bezelere rastlanılır ve bu durum bazı testlerle araştırılmayı ve çocuk hekimleri ile birlikte çalışmayı gerektirebilir.Boyunda bir tek ve bezelerden daha büyük ve değişik yerleşimli olabilecek şişlikler ise enfeksiyonların yanı sıra doğumsal yada edinsel bazı hastalıklar veya tümöral oluşumlar nedeniyle oluşabilir.

Üst solunum yolları allerjileri çocuk KBB hastalıklarında önemli bir yer tutar . Anne ve babası allerjik olan çocukların yarısında allerji gelişebilmektedir. Eğer anne babadan sadece birisi allerjik ise bu oran %30'a düşmektedir. Ailelerin konu ile ilgili en sık sorduğu sorular arasında allerji testleri de bulunmaktadır. Genel olarak allerji tanısında en önemli yeri aile hikayesi, klinik belirti ve bulgular tutar. Aslında allerjik deri testlerinin pek önemi yoktur. Gerekli durumlarda yapılan kan testleri daha anlamlı sonuçlar vermektedir. Ayrıca halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen uygulama da giderek daha az önerilmektedir. Bu konuda en iyisi konu ile ilgili bir KBB uzmanı ve Çocuk hastalıkları uzmanının işbirliği içinde çalışmasıdır.